BALIK SEMBOLÜ | |
Frigga’nın sembolik tahtı Pekçok tradisyonda yeri olmasına karşın en çok Hıristiyanlıkta yeri olan balık sembolü, doğurganlık, doğurmak, yenilenmiş ve desteklenmiş yaşam ile, yaşamın kökeni ve korunması olarak suların gücü ve su unsuru ile, Ana Tanrıça’nın tüm yanlarıyla, ayrıca anne olarak ve ay ilaheleriyle ilişkilidir. Balık, esir ve tesiri simgeleyen suda yaşar. İbranicede ve Arapçada “nun” kelimesi balık ve balina anlamına gelir. Bu sözcük Arap alfabesinde yarım daire ya da hilal biçimindeki bir yaydan oluşan harfin adıdır ve Eski Mısır’da içinde balıkların, gemilerin, kayıkların tasvir edildiği süptil okyanusun adı olarak geçmiştir. Schneider’e göre balık yaşamın mistik gemisidir; bu gemi bazen bir kuş bazen sadece bir balık ya da uçan balıktır ama o her zaman için ay zodyağı modelinin ardından yaşam çarkını döndüren *eğirmendir (*İplik eğirmeye yarayan alet). Yani balık kendi doğasına ait pekçok önemli yönü yansıttığı bir dizi anlamlar içermektedir. Schneider şunu da belirtmektedir; balık bazıları için cinsel bir anlamı içerirken bazıları için saf bir spiritüel sembolizme sahiptir. Aslında, balığın karakteri ikilidir; bobine benzeyen şekliyle balık bir tür “alt dünyaların kuşu”dur. Fedakarlığın ve gökyüzü ile dünya arasındaki ilişkinin sembolüdür. Sayısız yumurta yapabilme özelliğinden ötürü balık ayrıca doğurganlığın da sembolü olmuş ve özel bir ruhsal anlamı ifade etmiştir. Bu son özelliği ile balık Babilliler, Fenikeliler, Asurlular ve Çinliler arasında yaygın bir semboldür. Balık, ekmek ve şarap gizli dinlerin kutsal yemeğiydi ve balık yemekleri ile fedakarlık tüm tanrıların ve yer altı dünyasının tanrıçalarının ritüellerinde, suların, sevginin ve doğurganlığın ay tanrıçalarında tezahür etmiştir; örneğin oğlu Ichthys Kutsal Balık olarak anılan Atargatis gibi, ayrıca Ishtar, Nina, Isis ve Venüs’ün günleri Cuma’dır ve bu günde hem onların onuruna olması için hem de onların verimliliğinden pay almak için balık yenir.
Geniş anlamıyla balık psişik bir varlıktır, şuurdışındaki temel konuları kapsayan yükseltici bir gücün sağladığı nüfuz edici bir harekettir. Deniz ve *Magna Mater (*Kibele) arasındaki yakın sembolik ilişkiden dolayı bazı halklar balığı kutsal saymışlardır. Bazı Asya ritüelleri balığa tapınmayı kapsamaktadır ve bu tradisyonlarda rahiplerin balık yemesi yasaktır.
Kibele Balıklar analitik psikolojide bilinçaltını sembolize ettiği kabul edilen suda yaşadıkları için kişiliğin derinliklerinden gelen canlı materyalleri cisimleştirirler ve içimizdeki anneliğin yaşam verici güçleri ile ve doğurganlıkla ilişkilendirilirler. Pekçok kadim dinde balık sevgi tanrıçaları ve doğanın doğurganlığı ile ilişkilendirilmiştir. Balık aynı zamanda soğukkanlıdır ve sembolik olarak tutkunun ısısı tarafından yönetilmez ve bu nedenle de kurban edilen bir yaratıktır ve kutsal yemekler açısından uygundur. Balıklar derinlerin sessiz insanları olarak büyük oranda ürkütücü varlıklar olarak kabul ediliyor ve negatif mitlerle ilişkilendiriliyorlardı. Bununla beraber, balığın çeşitli türleri ilahi ve kutsal olarak kabul edilirdi, örneğin yılanbalığı (Heliopolis tanrısı) ve levrek (Tanrıça Neith) gibi. Bu bizim kişiliğin daha derin katmanlarına ve onların içeriklerine yönelik muğlak tutumumuzu açığa çıkarıyor; örneğin hem negatif hem de pozitif olarak algılanabilen yılan gibi. Ortaçağ hayvan hikayelerindeki efsanevi canavar balık belirgin bir şekilde derinlerde yaşayanların hem korkusunu hem de cazibesini yansıtmaktadır. Balıklar aynı zamanda kendini yola adayanların ve hayatın sularında yüzen öğrencilerin sembolüdür. Kuşlarla betimlenen balıklar dünya ile ve cenaze törenleri ile ilişkilidir ve yeniden doğma umudunu temsil ederler. Bazı kaynaklara göre balıkların ve yunusların üzerinde yolculuk yapan balık ilahlar ve deniz tanrılar sulardaki tüm mümkün olan hareket özgürlüğünü simgelemektedir. Aşağı yönde yüzen balık ruhun maddeye enkarne olarak daralma hareketini sembolize ederken yukarı yöndeki yüzmesi ise ruh-madde ikilisinin tekamül ederek İlk Prensibe geri dönüşünü temsil eder. İki balık dünyasal ve ruhsal güçleri temsil eder. Tek başlı üç balık, Trinite’nin birliğini ifade eder; bu sembolizm Mısır, Kelt, Hindu, Mezopotamya, Birmanya, Pers ve Fransız ikonografisinde yeralır ve kadim zamanlardan modern zamanlara dek hemen hemen evrensel bir şekilde ortaya çıkar. Birbirine dolanmış üç balık aynı zamanda Trinite ’nin sembolüdür. Trinite / Baba-Oğul-Kutsal ruh üclüsü Hıristiyanlıkta O suda balık avlayabilmek, yani balıkçı olabilmekse herşeyden önce bir liyakat meselesidir. Oradaki balıkçılık sadece vicdan tatbikatı yapmak değil, böyle bir tatbikatı yapabilecek olanların yollarını aydınlatmak, kapalı olan geçitlerini açmak ve hatta onlarla onlar için mücadele etmektir. Balık, saldırgan tanrı tanımazların arasındayken Hıristiyanların aralarında kullandıkları gizli bir işaret oldu. Sembol erken Hıristiyan dünyasında dördüncü yüzyılın sonuna kadar sıkça ortaya çıkmıştır ve sembol ile ilgili diğer pekçok açılım daha mevcuttur. Vaftiz suyuna daldırma sembolüneLatince pistina denir, kelime anlamı ise balık gölüdür ve İsa’nın 12 havarisinden balıkçılar olarak bahsedilir. Ayrıca balık hala bazı Yeni Yıl geleneklerinde olduğu gibi iyi şansın sembolüdür. Bir diğer yoruma göre balık “Balık Çağı”nın koşullarını içermektedir: İ.S. 7’de (İsa’nın gerçek doğum tarihi olarak kabul edilir) Jupiter ve Satürn gezegenlerinin altın kavuşumu Balık burcunda üç kez gerçekleşmiştir ve baharın başlangıcı balık burcunda meydana gelir; İsa, Balık Çağı’nın ilk tezahürü olarak kabul edilir. Balık, ekmek sembolüyle birlikte birliği sembolize eder. Spekülatif Hıristiyan Teologlar Nuh Tufanı sırasında balıkların Tanrı’nın gazabından muaf tutuldukları konusunda tartışmaktadırlar. Ortaçağ Sanatı’nda ismi Trinacria olan bir efsanevi balıkçı tek kafası olan üç bedene sahiptir ve Trinite’nin sembolü olarak yorumlanmaktadır. Balıklar azizlerin yaygın olarak bilinen amblemleridir. Eski Mısır’da; iki balık yaratıcı prensibin, Nil’in bolluğunun, doğurganlığın, İsis’in ve Hathor’un simgesidir. Kadim Mısır’da balık halk tarafından yeniliyordu ancak rahiplere ve krallara yasaklanmıştı. Balık sembolü, Tanrıça Ishtar’la ilişkilendirildiği haliyle dişil olanı, sevgiyi ve doğurganlığı sembolize eder. Eski Mısır tradisyonunda Ant adlı balık Ra’nın gemisinin önünde gider. Dogon tradisyonunda ise Sirius yıldız sisteminden inen gemi balık biçiminde tasvir edilir. *Nommo’nun Gemisi (*Dogon Tradisyonu’nda Sirius Yıldız Sistemi’nden Dünya gezegenine gönderilenleri ifade eder) ile ilgili bilgilerde balığın koni ya da üçgen biçimindeki kafasının Sirisu B yıldız ile gemi arasında gidip gelmekte olduğuna anlattığı gibi astronomik olarak da Köpek Takım Yıldızının diziliş şeklini gösterir. Nommo’nun gemisi T yapan Köpek Takım Yıldızının Dizilişi Analitik psikolog E. Aeppli, sessiz, soğukkanlı balığın hayranlık uyandırdığına ve suyun içindeki çevikliğinin özenme hissi yarattığına dikkati çekmektedir. Yenilebilir dokusu et olarak kabul edilmez ve dolayısıyla bazı oruç zamanlarında yenilebilir. Şunu kaydetmeye değer ki, kadim insanlar, örneğin Aristoteles, hayata ve balıkların dünyasına karşı bilgisiz olduklarından dolayı onların tek cinsiyetli olduklarına inanırlardı ve bu da şüphesiz denizlerin bu soğukkanlı sakinlerinin sembolik yan anlamlarını etkilemiştir. Hinduizm’de Japon Tradisyonları’nda Simyada Astrolojide Grek Tradisyonunda Yahudilik’te Çin Tradisyonu’nda Çeşitli Tradisyonlarda İskandinav tradisyonunda sevgi ve doğurganlık olarak Frigga’nın sembolüdür. Ea rahiplerinin balık başlıkları sonradan Hıristiyan piskoposları tarafından piskoposluk tacı olarak kullanılmıştır. Ea’nın bilge oğlu Adapa, Balıkçı olarak tasvir edilir. Asur’da balık muhtemelen güneş ve ay gücünden dolayı balta ile birlikte görülür. Balığın Girit adasında da balta ile ilişkilendirildiği görülür. Fenike, Frikya ve Suriye’de balık Atargatis rahiplerinin şükran yemeğiydi. Bu rahiplerin kutsal balık havuzları vardı ve balık onlar için sevginin ilahiliğini simgelerken kısmetin de simgesi olmuştur. Gizli madde madde zıt balıklarla sembolize edilir. Mısır’da kem göze karşı balık biçimli tılsımlar kullanılır. Budizmde; Buda’nın ayakizi sembolünde maddenin baskısından özgürleşmenin, İsteklerden ve bağımlılıklardan azat oluşun temsilidir. Buda insan avlayan bir balıkçıdır. Kelt sembolizminde somon ve alabalık kutsal kuyularla ilişkilendirilir ve tanrılara ilişkin bir önbilginin sembolüdür. Nodon bir balıkçı tanrıdır. Tek bir balık yalnız bir insanı, yalnız bir çocuğu, bir dul kadını veya bekar erkeği tasvir eder. Bir çift balık ise biraraya gelmenin, evlliğin, doğurganlığın mutluluklarını ortaya koyar. Kwan-yin ve T’ang Hanedanının amblemidir. Karakeçi balığı kirliliğin, kinin ve doğadaki irrasyonel ve tutkulu unsurun sembolüdür. Aztek mitolojisinde yeryüzünün meydana gelişi balıkla ilişkilendirilir. Ayrıca Dogon ve Aztek tradisyonlarında ana rahminden itibaren canlının gelişim aşamaları balık sembolüyle gösterilir. Yeni Ruhçulukta Balık sembolünün kullanıldığı bir diğer sembolizmde Kuran’da Yunus Peygamberin bir balık tarafından yutulması örneğine rastlanır. Bu örnekte sembolize edilen bilgide varlığın yüksek planlardan gelen tesirlerle irtibatının kesilmesi ifade edilmektedir. Balık sembolü bazı kaynaklarda hakikat ile realitenin karşılaştırılmasında kullanılır. İsa Peygamberin bazı sözlerinde ağdaki bir büyük balık ile iki küçük balık kıyaslanır. Burada ağdaki küçük balıklar çokluğu, koninin tabanını, düaliteyi, realiteyi; tek büyük balık ise hakikati, koninin tepesini simgelemektedir. Kozmik Balık Gemi Sembolü Olarak Balık Balık İnsanlar Dogon tradisyonuna göre ise her şeyi var eden ve tek olan Amma, kainatın sevk ve idaresiyle uğraşmaz, alemimizin sevk ve idaresiyle nommo agonnolar denilen bir üçlü meşkuldür ve bu üçlü balık biçiminde tasvir edilir, ayrıca içlerinden “O-nommo” hem balık hem insan biçiminde temsil edilir. Babil tradisyonunda ise Oannes’in adı akılla donatılmış varlık anlamına gelir. Bazı tradisyonlarda ruhsal planlar balık-insan olarak tanımlanmışlardır.
oannes | |
Kaynakça · SALT, Alparslan; Semboller; RM Yayınları; İstanbul 2006. | |
Yayına Hazırlayan: Astroset Semboller Araştırma Grubu | |
Yorumlar
Yorum Gönder